Monday, September 11, 2006

Turkcell +40 Konserleri

Yaz gelip geçti,ülkemiz birçok yaz festivaline ev sahipliği yaptı. Her ne kadar Rock'n Coke a gidememiş olsam da, tatilde Akçay'da olmam sebebiyle burada düzenlenen Turkcell +40 festivali'ne gidebildim.

Konserden saatler önce plaja kurulan +40 alanında gün boyu partiler,yarışmalar oldu, bol cıstaklı müzikler eşliğinde dans edildi(ben etmedim:) . Daha sonra insanlar saat 8 gibi konser alanına akmaya başladılar. Turkcell bu yaz için Yalın-Nil ikilisi ile anlaşmış. Daha sağlam kişiler de çağrılamaz mıydı,çağrılırdı ama geniş bir kitleye hitap edebilmek adına bu ikiliyle anlaşılmış sanırım. Yine de şükretmek lazım, Keremcem falan da gelebilirdi...

Sahneye ilk önce Yalın çıktı ve beklediğimin çok üstünde bir performans sergiledi. Eski ve yeni albümünden şarkılar seslendirdi, bol bol dans etti vs. Sahneyi fazlasıyla doldurdu, albümündeki şarkılar dışında hazırladığı bazı ekstra Türkçe-Yabancı şarkıları da başarıyla yorumladı ve benden tam puan aldı.

Daha sonra sahneye "Pırlanta Kız Nil" çıktı. Hem de sahneye yerleştirilen bir perdeyi yırtarak falan çıktı:) Onun performansı da güzeldi,özellikle doğallığına hayran oldum.Tabii şarkıları pek hitap etmese de, yine de eğlendirdi. Arada bir hullohop (nasıl yazılıyordu bu ya?) çevirdi, balkondan konseri izleyenlere takıldı vs. Kısacası güzel bir akşam yaşattı.

NOT: Altınoluk'ta da ardı ardına ünlü şarkıcı ve gruplar sahne aldı. Duman ve Şebnem Ferah en çok görmek istediğim şarkıcılardı,nasip olmadı... Seneye inşallah

Sürgünden Dönüş

Çok ihmal ettim buraları çok.. Aslında benim de çok fazla suçum yok bu işte.Birazdan mazeretlerimi sıralayacağım gerçi ama yine de daha birkaç post önce burasıyla daha çok ilgileneceğimi söylemişken 2 ay gibi bir ara vermiş olmamın utancını yaşıyorum.

Herşey dandik modemin suçu.Haziranda kısa bir süre içinde 3. kez bozuldu, servise gitti ve dönmek bilmedi. Ben de mecburen birşeyler yazamadan tatile gittim.Uzun bir süre kaldım orada(2 ay kadar). Aslında internet kafeye gidemez miydim, giderdim tabii ama kısmet olmadı diyelim:)

Herneyse,bugün modemi taktım ve ilk mesajımı da buraya yazıyorum.Özlemişim valla ne diyim:)

Tuesday, June 06, 2006

Okul Bitti Derken

Bu sene gerçekten de canım çıktı. Lise2 ve sayısal olmak gerçekten yorucu bir işmiş. Bir yandan not ortalamanızı yüksek tutmaya çalışıyorsunuz- ki Öss'de hazırdan aldığınız bu puan gerçekten çok işinize yarayacak- bir yandan da kitapçığa 2.bölümün eklenmiş olmasının stresiyle birşeyler anlayarak geçmeye çalışıyorsunuz.

Yine de bir şekilde bugün son yazılımızı da olarak 2. döneme noktayı koyduk. Tam okullar bitti diye seviniyordum ki, dershanemiz mükemmel(!) programımızı dağıttı :

*bugünden itibaren 3 hafta boyunca saat 5.00 de etüt,
*O bitince 1 hafta ara, sonra haftanın 5 günü etüt( eylüle kadar)


Kısacası bu yaz tatil bize haram. Ama benim bunları takmayıp adam gibi bir tatil yapma, döndüğümde de derslere asılma gibi daha cazip projelerim var =) Bu sene bitmeyecek gibi...

Monday, June 05, 2006

Demir Alıyoruz




"Uzun zamandır denizlerdeydim ve "ada"m ile pek ilgilenememiştim. Ama artık sular duruldu, ve ben geri döndüm. Umarım bir dahaki sürgünüme kadar uzun süre burada olurum..."


Bir hevesle açmıştım ben de blog'umu sizler gibi. Ama birtakım gelişmeler oldu, bazı işlerim oldu, ve bulara da benim tembelliğim de eklenince uzun süre buralar boş kaldı. Ama artık bu konuda daha dikkatli olmaya çalışacağım. Yaza girmemizin de etkisi var mı bilmiyorum; ama hazır okullar da kapanmışken kendime daha fazla vakit ayırmaya karar verdim. Tabii seneye ÖSS'ye gireceğim, bu sebeple boş boş at koşturacağım diyemiyorum, ancak en azından elimden geldiğince buraları doldurmaya çalışacağım. Çünkü sırf kendime karşı değil, bana zaman ayırıp bu siteyi okuyanlara da sorumluyum...


Kısacası, hoş geldim =)

Thursday, May 18, 2006

19 MAYIS





Aslında yaklaşık bir 5 dakikadır sayfa bana, ben sayfaya bakıyorum.Nasıl girmeliyim konuya, ne söylemeliyim inanın bir fikrim yok. Belki de bazılarınıza klişe gelir, "aman yine başladı şu tarz yazılar " diyebilirsiniz. Ama zaten ben bu yazıyı bu tarz düşünen insanlar için değil, vatanına ve milletine hala sadık olan, vatanımızı bize çok büyük uğraşlar sonucu bırakan şehitlerimize bir vefa borcu olanlar için yazıyorum.

Yarın 19 mayıs...

Tam 97 yıl önce bu gün, Türk Kurtuluş mücadelesi başladı. Ve o gün bu özveriyi gösterenler sayesinde bizler, bugün özgür bir ülkede yaşayabiliyoruz. Bunun bilincinde olalım, inanın bu bile yeterli olur...

-------------------------------------------------------


Hür yaşamak isteyen bir millet köle olmaz
Geçiremez boynuna tutsaklık çemberini
Al bayrağımın rengi dünya yıkılsa solmaz
Alamaz hiçbir kimse yurdumun tek yerini.

Canımızdan daha çok vatanı severiz biz
Yan bakanın gözleri göremez Türk elini
Biz 19 Mayıs'ın kükreyen erleriyiz
Kırarız saldıracak düşmanların belini.

Öyle bir iman ile taparım ki yurduma
Gökteki güneş sönse bu aşkım sönmeyecek
Binlerce selam, saygı büyük şanlı orduma
Ey Atam, Türk Gençliği yolundan dönmeyecek...

Ali Osman ATAK


* * * * * * * * * * * * * * * * * *

Yıl 1919
Mayıs'ın on dokuzu.
Kızaran ufuklardan kaldırıyor başını
Yeryüzüne can veren,
Cana heyecan veren
Al yüzlü Oğan güneş.


Takanın burnu nasıl Karadeniz'i yırtar ?
Siz de bir an öyle yırtınız uykunuzu.
Uyanın Samsunlular!
Kurutacak gözlerde umutsuzluk yaşını
Al yüzlü Oğan güneş.
Bugün Çaltıburnu'ndan gülerek doğan güneş.
Yıl 1919Mayıs'ın on dokuzu.


Uyanın Samsunlular.
Uyumak ölüme eş.
Diriltir ruhunuzu,
Ufukta bir gemi var.


Fakat bu gemi niçin böyle yavaş geliyor ?
Fakat yolu mu az, yoksa yükü mü ağır ?
Bu gemi umut yüklü, insan yüklü, hız yüklü !
İçinde bu vatanın derdiyle yanan bağır.


Kurulacak yarını düşünen baş geliyor.
Bir baş ki, gökler bir küme yıldız yüklü.
Bu gemi onun için böyle yavaş geliyor.
Yıl 1919Mayıs'ın on dokuzu.


Ufukta duran gitgide yaklaşıyor.
Sanki harlı bir ateş
Yakıyor ruhumuzu.


Beklemek üzüntüsü her gönülde taşıyor.
Üzülmemek elde mi ?
Hız yüklü, iman yüklü, umut yüklü bu gemi.
O umut yayıldıkça ruhlara sıcak sıcak,
O hız, doldukça bütün damarlara kan gibi,
Gizli inleyen her yürek canlanacak.


Ateşler püskürecek uyuyan volkan gibi.
Gittikçe büyükleşen
Gölgene dikilmekten karardı gözlerimiz.
Koş, atıl gemi, sana engel olmasın deniz.
Ak saçlı dalgaları birer birer kes de gel !
Kuşlar gibi uç da gel, rüzgar gibi es de gel !

Celal Sahir EROZAN

Monday, May 08, 2006

Sonunda Kavuştuk


Uzun zamandır almak isteyip de bir türlü kavuşamadığım oyunuma bu hafta sonu kavuştum(gerçi yine ben almadım, sadece arkadaştan ödünç aldım ama :) Oblivion'dan bahsediyorum tabii ki .

. Level Altın Klasikler bölümünde "En İyi RPG" kategorisinde uzun bir süre yer tutan bir önceki Elder Scrolls oyununu oynayamamamın( sanki fazla -ma yazdım? ) ezikliğini hep içimde taşımışımdır. Her zaman denemek istedim bu oyunu, fakat oyunun eski olması sebebi ile bulamamam gibi bazı bahanelerin de yardımı ile oyunu bir türlü oynayamadım. Ve bir gün okuduğum bir haber beni gerçekten mutlu etti : Oblivion geliyordu... O gün bu gündür oyunun çıkışını bekliyordum, ki yine üşengeçliğim sebebi ile oyunu ancak bu hafta sonu edinebildim. Acaba bilgisayarım çalıştırır mı düşünceleri ile oyunu kurdum (internette oyunun sitem gereksinimleri ile ilgili haberler gözümü korkutmuştu) . Ve büyük bir mutlulukla gördüm ki, aslında orta sistem olan P4 1.7, 512 DDR ve 128MB 9550 ile oyunu 1024*768 ile orta ayarda oynayabiliyorum; şimdilik ( önceden söyleyeyim, blog'umda nazarlara karşı antisavar büyüler bulunuyor ;)

Oyunda pek fazla ilerleyemedim henüz ama ilerledikçe mükemmel şeylerle karşılaşacağıma da eminim ( oyunla ilgili çok forum dolaşmasaydım keşke, daha heyecanlı olurdu).

Sıradaki hedefim mi? Karar vermedim ama Lara Croft'un çapkın gözkırpışlarına fazla karşı koyabileceğimi sanmıyorum. ..

Saturday, May 06, 2006

Başlıyoruz...


Uzun zamandır bir blog açma düşüncem vardı aslında, ama gerek derslerin yoğunluğu gerekse benim tembelliğim sebebi ile bir türlü fırsat olmamıştı. Ama sonunda bu "blog çılgınlığı" na ve çok severek katıldığım LVL forumlarındaki özendirmelere dayanamadım ve akıntıya ben de katıldım.

Köşem henüz yeni olduğundan ne konuda yazacağımı tam olarak kestiremiyorum, ama okurken sıkılmayacağınızı umut ediyorum.

"Korsanın Yeri" ne hoş geldiniz...